Artvin Köşe Yazıları
»Hepsi Dedikodu Kardeşim(!)
Güya, Ergenekoncular; ABD’den izin almadan, darbe yapmaya kalkmışlar. Olacak şey mi? ABD onayı olmadan darbe mi olur? Böyle bir şeye kalkışınca her şeyi ağzına burnuna bulaştırırsın. ABD’nin sivil darbecileri ise bunu fırsat bilerek, tüm muhaliflerini, Ergenekon zincirine dizer.
Yaşananlar için “Amaçları ortalığı karıştırıp kargaşadan nemalanmaktır.” diyenler var. “Babalar gibi satmaya; sattıklarından nasiplenmeye; yağlı ihale sofraları kurmaya; yeni yoksullar yaratıp sadakayla oy toplamaya; kendilerine özel vergi affı çıkarıp suçtan sıyırmaya; orduyu halkın gözünden düşürmek için bin türlü katakulli yaratmaya alıştılar.” diyenler var. Bir de “Bushların, Obamaların dümen suyunda yalpalamayı; Iraklı Müslümanların katline çanak tutup, Filistinlilerin katli karşısında efelenmeyi; dindarlığın gereği gibi göstermekte ustalaştılar.” diyenler de yok değil hani.
Yahu kardeşim, belgelerdeki imzaları da bu iktidar mı ıslattı(!)? Memleketin varını yoğunu bunlar mı kuruttu(!)? Suları bunlar mı bulandırdı(!)? Hukuku bunlar mı sulandırdı(!)? Laiklik karşıtı hareketlerin odağı, Ali Dibo dallarının budağı mı oldular(!)?
Neymiş efendim? Baş başa görüştükleri kelekleri, altın kanatlı meleklere dönüştürüyorlarmış(!). Oğullarının pipisini kestirip milyarlara konuyorlarmış(!).
Kim ne yaptıysa yaptı, siz sonuca bakın! Elektriğe, suya, doğalgaza, benzine bunca zam gelmesine; maaşların ve ücretlerin alım gücünün düşmesine bakmayın(!). Bunca olumsuzluk karşısında, enflasyonun artmaması için yaratılan formüllere bakın siz! Yok efendim; alım gücü düşünce enflasyon da artmazmış… Pingpong topuyla, soba borusuyla enflasyon hesabı olmazmış… Esnaf kepenk kapatıyormuş… Siftahsız eve dönüyormuş… İşsizlik alıp başını gitmişmiş… İcra davaları katlanmışmış… Kredi borçları arşa çıkmışmış… Millet canından bıkmışmış… İntihar, tecavüz, hırsızlık, soygun, çocuk kaçırma, adam öldürme, dolandırıcılık olayları artmışmış… Deniz fenerlerinin adı lekelenmişmiş… Medya, iktidarın borazanı olmuşmuş… Kadının toplumsal statüsü yerlerde sürünmeye başlamışmış… Hepsi laf kardeşim(!). Milletin ağzı torba değil ki büzesin. Ağzı olan kokuşuyor. Pardon, konuşuyor.
Bir de ne diyorlar? Birileri, koltuğa oturmadan önce, yani top oynadığı zamanlar, krampon alacak parası yokmuş da şimdi nasıl olmuş ki Karun kadar zengin olmuş? Servet düşmanı bunlar arkadaş(!). Bilmez misiniz; bal tutan parmak yalar, tutamayan ağzını şapırdatıp kendini oyalar? Hani biraz eli uzunsa bala uzaktan da dalar; dili uzunsa birazcık fazla yalar(!). Ne var bunda Allah aşkına?
***
“Ananı da al, git.” dedi diye, RTE’yi dillerine doladılar. Yahu, adam “Ananı bırak da git.” deseydi daha mı iyi olurdu?
***
“Askerlik, yan gelip yatma yeri değildir.” demiş. “İktidar, suları satma yeri değildir.” demesini mi bekliyordunuz? Hem bakın, yan gelip yatamaz, gemiciğiyle caka satamaz diye, oğlunu askere bile göndermedi. Zavallı çocuğun gemisi harıl harıl çalışıyor. Kendisi ise çalışmadan kazanmaya adamakıllı alışıyor.
***
“Hedefe varmak için papaz elbisesi bile giyerim.” dediği için çarşaf çarşaf yazılar yazanlar oldu. “Zirveye çıkmak için çırılçıplak soyunurum.” diyenleri düşünürsek RTE’nin söylediğine şapka çıkarmalıyız. Papaz elbisesi giymesin de… Tövbe tövbeee…
***
Demokrasiyi tramvaya benzettiği için kınıyorlar RTE’yi. Adam işini biliyor kardeşim. Ata benzetseydi binemeden düşecekti ya(!).
***
Bu yazdıklarımı şaka zannedenler olabilir. Bu yüzden, yazımın sonunu ciddiyetle bağlayayım:
RTE, Şimon Perez’e sinirlenmiş “Bir daha Davos’a gelmem.” demişti, değil mi? Muhalefetin yerinde olsam ne yaparım biliyor musunuz? Şimon Perez’i TBMM’ye çağırırım. Orada RTE ile karşılaştırırım. Araya bir de nifak sokar, ikisinin kapışmasını sağlarım. Sinirlenen RTE, kendini tutamaz “Bir daha TBMM’ye gelmem.” diye bağırmaya başlar. Böylece AKP’den kurtulmuş oluruz… Sözünü tutarsa elbet…
Benimkisi boşuna düş kurmak sanırım. Şimdiye dek hangi sözünü tuttu ki?
***
Ergenekon suçlusu olmamak için alınacak önlemler:
1- ERGENlik çağına gelmemek ya da bu çağı teğet geçmek.
2- Gülben ERGEN’den uzak durmak.
3- GeceKONduları boşaltmak.
4- Telefonlara KONtör yüklerken, dinlemeye takılmamak.
5- KONserlere gitmemek.
6- ERGENE Nehri’nden söz etmemek.
7- Yasemin ERGENE’yi uzaktan bile süzmemek.
8- İktidara toz KONdurmamak.
9- Telefonla KONuşurken, cumhuriyetten, laiklikten, irticadan söz etmemek.
10- ER olarak askere gitmemek.
11- Hiçbir konuda GENElleme yapmamak.
12- KONuk kabul etmemek, KONuk olmamak.
13- Telefon tellerine KONan kuşları taşlamadan geçmemek.
14- GENEral olunca, mutlaka, Dolmabahçe Sarayı’nda RTE ile görüşmek.
Benden bu kadar… Gerisini siz düşünün. Düşünün ama ileri-geri KONuşmayın(!).
Yazar :Haydar Bibinoğlu Yayım Tarihi :7 Şubat 2010 PazarOkunma :280
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları
Son Eklenen Köşe Yazıları
Şubat
10
ÇrşZeycan Sarıkız Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Sayın M. S. ALAGÖZ,
Dün şahit olduğum tavrınız itibarıyla, bu sitede yayınlamış yazılarınızı da tekrar tekrar okudum. Niçin, biliyor musunuz?: Hakkınızda edindiğim şu olumsuz kanaatleri birazcık da olsa telafi edebilecek bir ışık yakalamak istencim yüzünden. Tanık olduklarıma inanamadığım için. Sizin yapacağınız birşey yok elbette. Biz (kendi adıma, ben ve çevremizden tanıdığım birçok çocuklar) böyle yetiştirildik. Temiz, dürüst, sevgi dolu, yapıcı yaklaşımla hareket etmeye çalışan, büyüklerine saygı ve hürmette itina göstermeye gayret eden insanlar olarak yetiştirildik. Haliyle böyle bir iyiniyetin suistimal olmaması, haklı bir beklenti olarak kalır.
Biz, aynı zamanda cin (bu keimeden ürkmeyin de) gibi çocuklardık. Neden mi? Ebeveynlerimizce korkutulmadık, aptallaştırılmadık, beynimiz uyuşturulmadı. Her koşulda sevgi üretmek asaldı. Sevginin olduğu yerde, aile içi demokrasinin olduğu yerde korku barınamazdı. Ebeveynlerimize, büyüklerimize hürmetimiz, saygımız sonsuzdu(r) ama yanlışından özür dilemesini bilmek en onurlu büyüklüktü. Bütün bunlar bize muhakeme gücü aşıladı. En tehlikeli inanç biçimi, bilmeden, anlamadan olanıydı. O nedenle ebeveynlerimiz bizi yoklardı. Dinledik mi, analadık mı? Ne anladık? Kafamıza yattı mı? Öğrendik mi? Etrafımızda olup bitenleri yorumlayabiliyor muyuz? Evetse nasıl? Değilse, gözlerimizi daha iyi açmalıydık. Dizlerimizi kırıp tekrar tekrar daha iyi öğrenmeliydik. Herşeyden önemlisi de gerçekleri, doğruları iyi süzüp olması gerekenlerin yaşama geçirilmesi için çabalamalıydık. Bunlar kötü şeyler olamaz.
İyi şeyler öğrenmiştik. Ama kötü şeyler de tanık olmayla, yaşamayla, duymayla öğreniliyor.
Dün ve bugün, ben, burada, kötü şeyler öğrendim. Hem de bir öğretmenden. Sizden! Buna çok üzgünüm. Sadece kendi adıma değil; sizin, bir öğretmen olarak elinizden geçmiş daha nice çocuklar adına! Yurdum, aklını, beynini böyle karanlıkta tutmuş öğretmenler oldukça nasıl aydınlığa çıksın?
Şanslızınız. Eğer ben sizin gibi bir öğretmenin elinde olsaydım babam kesin o okulu basardı. Çünkü bunu bir kez yapmak zorunda kalmıştı. Ne sebeple biliyor musunuz?: Ortaokulda iken Din ve Ahlak dersinde, Elham´ı arapça telaffuzunda okumayı beceremediğimiz için, tüm çocuklar sınıfın soba maşasıyla sıra dayağına çekilmiştik. Okulumuza yeni tayin edilmiş bir öğretmendi. Hayatımda ilk defa bir öğretmenden dayak yemiştim. Onurlu çocuklardık, kendimizi aşağılanmış, incinmiş, hiçlenmiş hissetmiştik. Peki, öğretmenin bu hırsı, bize gerçekten birşeyler öğretme çabasından mı kaynaklanıyordu? Yoksa tamamen psikoljik mi? Bence tamamen psikolojik!
.................................
Sevgili Haydar Bey,
Sizden çok özür dilerim. Kaleme aldığınız yazıyı daha önce de okumuştum. Çok yerinde bir yazı olmakla birlikte, sayfanızı, hemen yukarda yazdığım şu yoruma asla layık görmem. Lakin, Sayın M. S. Alagöz´ün buradaki yorumunu da okuyunca, bu hali bana üzücü geldi. Dile getirmek istedim. İçimde tutmaya gönlüm razı gelmedi. Denmesi gereken denmediğinden bunlar başımıza geliyor olsa gerek. Bu düşünce ile kaleme aldığım yorumumumun burda kalmasında sakınca olursa kaldırılmasına itirazım olamaz.
selam ve saygılarımla
zeycan-sarıkız
Şubat
10
ÇrşHaydar Bibinoğlu Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Bir öğretmenin yazdığı yorumun basitliğine bakın. Bakın da ders alın. Yazıdaki gerçekler karşısında, saldırı pozisyonuna geçenler, verecek yanıtı olmayanlardır. Böylesine düzeysizliği bir öğretmene yakıştıramıyorum.
Aynı üslupla yanıt vererek seviyemi düşürmek niyetinde değilim. Ama mutluyum. Gerçeklerin birilerini zivanadan çıkarması doğaldır. Demek ki savunulacak şeyler değil yaptıkları. Savunacak yol bulamayanlar ise saldırıdan medet umarlar.
Hadi saldırın! Başka yapacağınız bir şey yok. Ne diyebilirsiniz ki? "Sahibinin sesi" demiştiniz değil mi? "Ağam öyle diyooo." demiştiniz. "Orkestra şefinin işareti..." demiştiniz. İnsanın kendi ayağıyla tuzağa düşmesi bu kadar olur! Attığı çamura bulanması da...
Not: Bu sayfada, Sayın Alagöz´e karşılık verirken bile düzeyli davranılmasını istiyorum. Alagöz´ün de çizmeyi aşmamasını...
Şubat
10
ÇrşM. Sıddık ALAGÖZ Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Bu kafaların ben ömrüm boyuncaki yarım asır oldu Şikayet etmedikleri tek iktidar tanımıyorum. Gerçi arasıra şimdi savundukları darbeciler sayesinde iktidar olup gıklarını kesdikleride olmuyor değil. zaten başka türlü iktidar olma şanslarıda yokya. Dönüp hiç kendilerinede bakmayı akledemezlermi ? Gerçekten her şey dedikleri kadar kötü bunlarda ´´tertemiz´´ peki halk indinde neden kıymeti harbiyeleri yok? Bunu neden kafalarını önlerine alıp hiç düşünmeyi akletmezler acaba? Onada var elbet cevapları.Şecaat arzeyleyim derken vatandaşa sirkatini söyleyen merdi kıpti misali tekrar hakaret ederler . Ya ´´göbeğini kaşıyan adam´´ derler ya da ´´Amerikanın emriyle iktidar olduklarını´´ söylerler Siz bu milleti aşağılamaktan ne zaman kurtulacaksınız Allah aşkına? Bu kafayla kendinizi parçalasanır bu halk size itibar etmeyecektir bu kadar basit. Siz işinize bakın Müzmin muhalif hizipçiler kralınızı mı? yoksa işbirlikçiniz ´´işçi dostu´´ perinçeğinizi mi kimi hazırlarsanız hazırlayın . İşinize bakın işinize...
Şubat
8
PtsiKadir Tipioğlu Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Hani bir söz vardır "Ağlasak mı gülsek mi" diye ...
Sinir bozucu bir durum" İki arada bir derede kalmak"
Yazıyı okuyunca ben de bu duyguları yaşadım...
En iyisi, ben bu siteye girmemiş olayım...Bu yazıyı da okumamış...
Oh bee!
Zaten işimdeyim gücümdeyim...Bana ne yavvv!
Bakalım televizyonda ne varmış!
Şubat
8
PtsiSheyla Bilgin Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Masum rolünü oynayan,zeytin yağı gibi su üstüne çıkan,minareye kılıf uyduran ve haksızken haksızlığa uğrayan insancıklara az bile yazdıkların.Kibar bile olmuşsun.Ama damardan konulara değinmişsin,ağzına sağlık.
Şubat
8
PtsiAyhan Kaleli Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Vallaha hocam benim gözüm kör değil sizi alkışlıyorum yüreğine sağlık
Şubat
8
PtsiErtugrul Torun Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Bu güzel yazıyla belki birşeyler anlatırsınız insanlara. Gözler mi kör, kulaklar mı sağır, beyinler mi uyuşuk anlayamadım? Doktor değilim ki. Elinize sağlık.
Şubat
8
Ptsiejdat Hepsi Dedikodu Kardeşim(!) için dedi;
Hocam merhaba,
ağzına sağlık,kalemin tükenmez kalem olsun hiç bitmesin ne diyeyim

