Artvin Köşe Yazıları
»Artvin'den Vazgeçmeyeceğiz
ARTVİN’DEN VAZGEÇMİYECEĞİZ!...
4. BÖLÜM
Rasim Yılmaz
Değerli okuyucular,
Üç bölümdür, 7 Şubatta Ankara’ya gelen Artvin heyetinde yer alan siyasi parti ve kitle örgütü temsilcilerinin görüşlerine yer verdik.
Bugün 4. ve sonuncusunu yayınlayacak olduğum yazı dizimde yine kitle örgütü temsilcileri ve Artvinlilerin görüşlerine yer vereceğim.
Ancak ne acıdır ki hükümet Artvinlinin sesini değil, kendi bildiğini okuyarak 17 Şubat günü yapılan ihaleyle 41.562.000 m²’lik Cerattepe ile Genya Dağı alanını 97.638.000 TL´sına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından özel bir şirkete satıverdi.
Bu durum bana ozan Emekçinin 1977’lerde ülkemizin durumunu anlatan bir türküsünü anımsattı:
“Alo alo ararım
Bura Türkey Ankara
Bay Kartırı sorarım
Amerikamı ora
Brejnevi ararım
Moskovamıdır ora
Bizde satlık bir yurt var
Kim verecek çok para
Bizde satlık bir yurt var
Verirmisin çok para”
Evet, sevgili okurlar,
İlanlar verildi, pazarlıklar kuruldu ve sadece Ceratteepe ve Genya dağı satılmadı, beraberinde, iki milyona yakın ağaç, yüzlerce çeşit bitki, hava, su, börtü, böcek, dağ-taş, kurt, kuş, Artvin ve Artvinli satıldı.
Ama Artvinlilerin doğdukları ata toprağına ne kadar bağlı olduklarını, asla teslim olmayacaklarını unuttular. Şimdi sıra bunları hatırlatmakta…
Artvinli bu satışı asla onaylamayacaktır.
Artvinli ölür ama Artvin’den vazgeçmez!...
Köksal Portakal
Artvin Ziraat Odası Başkanı
-Sayın Köksal Portakal, Niçin buradasınız? Artvin’deki maden sorununu kısaca değerlendirebilir misiniz?
-İnsanın en temel hakkı yaşam hakkıdır. Bizim bugün ki temel sorunumuz, yaşama hakkımız elimizden alınıyor olmasıdır. Altın çıkmasın demiyoruz çıksın, ancak benim yaşam hakkımada saygı gösterilsin. Şimdi Artvin’de yapılan bu işlem, 30 bin kişilik Artvinliye deniyor ki; ya buradan çekip gideceksiniz, ya da bu maden çıkmayacak. O zaman ben de yaşam hakkımı tercih etmek durumundayım. Ha niye böyle diyorum onu da söyleyeyim; Artvin’in coğrafi yapısı ve bitki örtüsü şu andaki mevcut haliyle madenin çıkmasına uygun değildir. Artvin heyelan bölgesi Türkiye’de 30 bin çeşit bitki var, bunların 1.700 türü Artvin’dedir bunların yaklaşık 300’üde endemik türdür. Bütün bunlar yok olacağı gibi, devamında Artvin’de yok olacaktır.
-Bir iddiada daha bulunmak istiyorum. Altın siyanürle çıkarılacak. Kimse bunun tersini iddia edemez. Böyle olunca da sadece Artvin’in kalkmasıyla da kalmayacak Borçka ve Muratlı barajına Çoruh ırmağına sızan siyanür Batum ovasını etkileyecek ve biz sonuçta Gürcistan’a tazminat ödemek zorunda kalacağız.
Pekâlâ, biz bunu niye çıkarıyoruz? O zaman çıkarmanın bir mantığı var mı? Memleketin kazanacakları ile kaybedeceklerimizi ayrı ayrı kefelere koyarak tartmamız gerek. Hangisi ağır basıyorsa tercihimizi ona göre kullanmalıyız. Yoksa ben yaptım oldu demekle olmaz.
-Sayın portakal, bu söylemlerinize rağmen sonuç alınamazda ihale gerçekleşirse o zaman ne olacak?
-Biz iyi niyetle yaklaşıyoruz. Bugün buraya Ankara’da oturup Artvin adına karar vermenin yanlış olduğunu söylemeye geldik. Umuyoruz ki iktidar, ne demek istediğimizi iyi kavrar ve bu yanlıştan geri dönerler.
Kurtul ÖZEL
Artvin Ticaret Ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
“Gelecek nesillere temiz, yaşanılabilir bir çevre ve doğa bırakmamız gerekmektedir.”
-Sayın Kurtul Özel, bir ilin gelişmesinde büyük rolü olacak olan önemli bir örgütün temsilcisi olarak, yapılmak istenen maden faaliyeti ile ilgili neler söylemek istersiniz? Neden buradasınız? Bu Artvin’in hali ne olacak?
-Bugün bizler Artvinliler olarak birlik beraberlik örneği sergileyerek Ankara’ya geldik. Milletvekillerimiz, Belediye başkanımız, tüm siyasi partilerimizin il başkanları, sivil toplum örgütlerimiz ve kanaat önderlerimizle hep birlikte maden konusunu Artvin dışındaki yetkili kişilere ve Parlamentomuzda grubu bulunan tüm siyasi partilerimize anlatmaya geldik.
Bu konuda değişik siyasi çevreleri bilgilendirilerek, özellikle de bakanla görüşmemizin yararlı olduğunu düşünüyorum. İnşallah Artvin için hayırlı ve güzel ve doğru sonuçlara ulaşacağını umuyorum.
-Sayın Özel, madenin ülke ekonomisine katkısı açısından değerlendirebilir misiniz?
Ben maden konusuna bir iki şey ilave etmek istiyorum; Bizlerin madene ve yer altı zenginliklerimize karşı olduğumuz anlamının çıkarılmasını istemiyorum. Benim düşüncem; zenginlik yerin altında değil üretime, ekonomiye, istihdama katkı sağladığı zaman önemlidir. Bu konunun böyle bilinmesini istiyorum. Fakat maden sahaların çıkarılması sırasında çevreye, doğaya ne kadar zarar verildiği de ortadadır. En yakın örneği olarak Murgul ilçemizden biliyoruz. Ne yazık ki bu maden sahasının bulunduğu yer bizim Artvin’in simgesi olan, boğa güreşlerinin yağıldığı Kafkasör yaylasının üzerinde Corattepe bölgesindedir. Bu bölgemiz turizm bölgesi ilan edilmiş, az ötesinde Atabarı Kayak Merkezi ve ayrıca Hatila Milli Parkı çevresinde olup, bu bölge doğal koruma alanındadır. Bu madenin bu bölge arasında olması büyük talihsizlik ve şanssızlıktır. Başka bir bölgede olsaydı gerçekten madenin çıkmasına karşı olmazdım. Bizler Artvin Ticaret Ve Sanayi Odası olarak ilimizin ekonomisini geliştirmek için bir sürü arayışlar yaptık, raporlar düzenledik. İlimizde sanayiyi, üretimi pek fazla geliştiremedik. Ekonomimizin sanayiyle gelişmesini istememize rağmen bölgesel pazarlara uzaklığı, hammadde yetersizliği alt yapı vb. sorunlar nedeniyle bu sektörümüz pek gelişemiyor. Bizler de yeni sektör arayışında Artvin’in geleceğini Eğitim ve Turizm kenti olarak, Artvin’in ekonomisinin büyüyeceğini belirledik ve bu konuda çalışmaların projelerin desteklenerek büyümesini ve gelişmesini sağlamak için çalıştık, katkı sağladık.
Sonuç olarak, şunu ifade etmek istiyorum; bu konu sadece şahsımı ve kurumumu ilgilendiren bir konu değildir. Bu konu tüm Artvinlilerin sorunudur. Buna hep birlikte karar vereceğiz. Artvin’i turizm kenti yapacağız, Maden kentine tüm siyasi partilerimizle, yerel yöneticilerimizle, sivil toplum örgütlerimizle. Akademisyenlerimiz ve Artvin halkıyla beraber karar vermeliyiz diye düşünüyorum. Tercihimizi beraber yapacağız çok geç olmadan iyi düşünmeli ve karar vermeliyiz. Şu gerçeği de bilmeliyiz ki; bu yaşadığımız doğa ne bizden önce yaşayanların oldu ne de bizim olacak. Gelecek nesillere temiz yaşanılabilir çevre ve doğa bırakmamız gerekmektedir.
Diyorum ki ; Sevgili Artvinliler çok geç olmadan ve bu maden konusunu hep birlikte masaya yatıralım ve karar verelim. Artvin’i Maden Kentimi yoksa Turizm Kentimi yapacağız? Bu kararı verirken sağduyulu, doğru dürüst karar vermeliyiz. Çünkü yarın her şey için çok geç olabilir ve pişmanlıklarla sonuçlanan bir karar ortaya çıkabilir. Gelecek nesiller “Zamanında hiç ADAM yokmuş, bu konuyu sağlıklı düşünen kimse olmamış mı?” şeklinde yorumlamasın istiyorsak, iyi düşünmeliyiz sevgili Artvinliler diyerek hepinize saygılarımı sunuyorum.
Hasan Yaşar
ORKOOP BİRLİK BAŞKANI
-Sayın hasan Yaşar, Artvin’de maden çıkarma girişimiyle ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz?
-Artvin merkezi dik yamaç üzerine kurulan bir şehirdir. Artvin dik yamaçlı olası nedeniyle erozyona müsaittir. Daha önce Kafkasör bölgesinde yapılan tıraşlamayla bu kanıtlanmıştır. Üzerindeki ağaç türleriyle, tabiat örtüsüyle iç içe bir şehirdir. Bu şehrin tepe noktasına madencilik, orman kesim doğayı ve eko sistemini endemik türleri bozacak bir çalışma yapmak bu güzel şehri yok etmek bir yana bu şehirde yaşayan 24 bin insana saygısızlıktır.
Artvin dinamit sandığının üzerinde oturuyor. Bu dinamit patlarsa Artvin, bu güzelim şehir yok olur, git gide köy olur, yaşam silikleşir. Bizlerin görevi halkı aydınlatmaktır.
Belki birçoğunuz Cerattepe’ye çıkmamışsınızdır. Çıkmayabilirsiniz ama çoğunuz Kafkasör’ü bilirsiniz. Cerattepe onun üstüdür. Artvin Valiliğinin önünde durup yukarı yani Kafkasör’e doğru baktığınız da Cerattepe’nin bu yüzünü görürüsünüz. Burada bir maden çalışması yapılırsa Artvin’e zarar vereceğini dağdaki okuma yazma bilmeyen çoban kardeşim bile anlayabilir. Artvin’in eğiminden dolayı Cerattepe’de yapılacak çalışmalardan patlamalar sonucu yarıklar açılacak, şehir su havzaları yok olacak, su havzalarının yok olması kalan sularda eko gazlardan etkilenerek sulara karışacak. Artvin’de temiz su içemeyecek hale geleceğiz. Buradan çıkacak gaz ve zehirli maddeler, Artvin civarındaki köylerimizde doğal yetişen meyve ve sebzeler üzerine rüzgâr esmesiyle, hava kirlenmesiyle mikrop kapacak ve bütün sebzeler hastalık üretecek. Yine arıcılıkta, hayvancılıkta nice buna benzer zararlar olacak.
İlimizde yaşayan 25 bin insanımız var. Sermaye çevrelerinin gözü dönmüş, onlar için Artvin’de yaşayan insanların hiç önemi yoktur. Bütün zenginliklerimiz yani yeraltı, yerüstü ne varsa yabancı tekellere peşkeş çekiliyor. Buna kimse ‘DUR’ demeyecek mi? Bir tanesi de bizim başımızda. Düşünüyorum da cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk sağ olsaydı Cerattepe’de siz bunları yapabilir miydiniz? 1938’e kadar yapamadınız. Büyük insanın ölümü, emperyalistlere ve işbirlikçilerine fırsat oldu. Şunu açıkça söyleyeyim; burada görev yapanlar gelip geçicidir. Ey Artvin halkı! Acılarımızda da, mutluluklarımızda da beraber olalım. Bizi bölmek, parçalamak, birbirimize düşürmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Çünkü yoktur birbirimizden farkımız. Başka bir Artvin de yoktur. Havayı, oksijeni, suyu ortak kullanıyoruz. Buna benzer yaşam alanlarında da hep beraber yaşıyoruz ve yaşamalıyız.
Artvin’in geleceğini ve bizi Cerattepe’de çıkan maden kurtarmaz.
Ertan Küçükay
Demokrat Parti İl Başkanı
-Sayın Artan Küçükay, Artvin’de neler oluyor, niye buradasınız, anlatır mısınız?
-Bu meseleye bir bütün olarak tüm Artvinlilerin meselesi olarak bakıyoruz. Yargı kararlarıyla sonuçlanmış bir olay, “Su uyur düşman uyumaz” misali yeniden önümüze getirildi. Ve Artvin halkı hep beraber, birlik içerisinde yeniden mücadele etmemiz gerekir. Burada arkadaşlarımın ifade ettiği gibi biz sanayileşmeye, madenciliğe karşı değiliz. Ama buradaki durum çok farklıdır. Belki de dünyada bir başka örneği olmayan, yani içerisinde yaşam olan ve binlerce yıllık tarihi olan bir kent tehdit altındadır. Burada kar - zarar hesabının iyi yapılması lazım. Üstelik bu bölge turizm merkezi, yakınında kayak merkezi var. Yine su havzaları burada. Maden çıkarıldığı taktirde tatmin edici bir getirisi olmayacağı gibi insan yaşamını tehdit edecektir. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bugün birlik ve beraberlik içerisinde ilgililere gerçekleri aktaracağız. Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.
-Sayın Küçükay, Artvinlinin bu topyekûn itirazlarına ve Artvin halkın rağmen, bu ihale gerçekleştirilirse ne olacak?
Şimdi tabii uzun yıllardır siyasi mücadelenin içerisindeyim. Tüm siyasi parti temsilcileri burada ama sonuçta hiçbirisi karar mercii değiller. Bu kararı orayı bizim kadar iyi tanımayan birtakım bürokratlar veriyorlar. Karar verecek olan Bakanlar Kurulu ve hükümettir. Bu işten doğrudan sorumlu olan hükümettir.
Bu alan belli kesimlerin, grupların iştahını kabartacak boyuttadır. İcabında orada 50 milyona ruhsatın sahibi olacak firma belki de bir milyar dolar para kazanacak. Bunların Türk firması mı yoksa yabancımı olduklarının da bir kıymeti yok. Çünkü işi alan Türk firmaları olabiliyor ama sonradan el değiştirebiliyor, sermayeleri dışarıda oluyor, bunun örneklerini Cerattepe’deki ilk hadisede gördük. Bu konuda deneyimlerimiz var.
Dolayısıyla da bu ihale yapılacak olursa hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz. Şayet başarılı olamazsak hukuk ve demokratik yolların dışında hiçbir yöntemi aracı olarak kullanmayız. Şunu da söyleyeyim ki, bu çağda hükümet halkın zararına olacak bir şey yapmaz diye düşünüyorum. Bunu temenni ediyorum. Sonuç itibari ile Artvin halkı mücadelecidir. Sağıyla, soluyla, orta yolcusuyla hakkını arayacaktır.
Zeki Dinçer
Makine Mühendisler odası Başkanı
-Sayın Zeki Dinçer, siz neler söyleyeceksiniz? Niye buradasınız?
Sadece maden sorunu değil ki. İnsan sağlığı ve yaşamı etkileyen ne varsa ben onun karşısındayım. Madeni Artvin’in tepesinde aramak yerine gidip başka yerde hayatı ve yaşamı etkilemeyecek bölgelerde arasınlar. En azından topluma zarar vermeyecek şekilde yapsınlar.
Bir başka sıkıntı şu: Bu ülkede 150 adet üniversite açılmış ve biz hala teknolojiyi kullanmadan aciziz. Ortada Murgul örneği var. Dolayısıyla da Artvin halkı haklıdır. Artvin halkı geleceğinden kaygı duymaktadır. Artvin’in yapısı metamorfik, yani su değdiğinde eriyen kaya cinsi, katmanlarda kireç olmasından ötürü o bölgede kayma ve heyelan söz konusudur. En ufak bir harekette heyelanı tetikler. Peki, orada heyelan olmayacağının garantisini kim verebilir.
Dolayısıyla da Artvin’in temsilcileri gerçekleri sorumlulara doğrudan anlatabilmek için buradayız.
Süleyman Karadeniz
Ekonomist
-Sayın Süleyman Karadeniz, siz gerek Ankara Artvin Kültür ve Yardımlaşma derneğinin eski başkanı olmanız, gerekse duyarlı kişiliğinizle Artvin’de maden arama girişimini başından itibaren takip etmektesiniz.
Geçmişten günümüze maden işletme girişimlerinin evreleri hakkında bili verebilir misiniz?
-1985 yılında MTA Cerattepe ile ilgili çalışma yaparak bir rapor hazırlıyor. Hazırlanan raporda “Cerattepede ekonomik olabilecek bir maden yatağına rastlanmadığı” belirtiliyor.
MTA’nın bu raporuna karşın 1988 yılında Öner GÜRSES Cerattepede maden arama ruhsatı alıyor. Öner GÜRSES 1989 Yılında arama ruhsatını Cominco Şirketine satıyor. Bu gelişme Artvinlilerin dikkatini çekiyor.
1995 Yılından başlanarak Artvinliler Cerattepe Maden İşletmeciliği’ne karşı mücadeleye başlıyorlar ve halen de bu mücadeleye devam etmektedirler.
Değerli Artvinliler şimdi sizlere Cerattepe Maden İşletmesi konusunun başından bugüne kadar hangi üretim değişikliklerine uğradığını hatırlatmak istiyorum. Bu oyun şimdilik üç perde olarak sahnelenmiştir.
1.Cominco Şirketi Cerattepe altın madeni işletmesini kapalı işletme şeklinde yapacağını açıklamıştı. Bu üretim yöntemi cevheri çıkarıp siyanürle ayrıştırarak altın elde etme şeklindeki üretim yöntemidir. Artvinliler siyanürle işletilecek sisteme karşı çıkmışlardır. Çünkü atık barajındaki sızıntı veya barajın patlaması, Artvinliler için bir felaket olacağı Üniversiteler ve bilim adamlarınca tespit edilmiş bir gerçek olduğu, herkes tarafından kabul edilmişti. Gösterilen reaksiyon ve hukuki süreç sonunda Cominco Şirketi şeklen pes etmiş gibi görünmüş ancak pes etmemiş, şekil değiştirmiştir.
2. 2004 Yılında Cerattepe Maden İşletme ruhsatı Artvin Bakır Maden İşletmeleri A.Ş. adına verilerek senaryonun ikinci perdesi sahneye konulmuştur.
İkinci perdede maden üretim senaryosu değiştirilmiştir. Artvinlilerin siyanürle altın üretimine karşı olmaları ve diğer reaksiyonları dikkate alan Şirketin altın üretiminin şu şekilde olması planlanmıştır.
Cerattepe kapalı işletme ile cevher çıkarılacak, teleferikle Zelosman’a (Çoruh kıyısı) indirilecek, oradan da kamyonlarla Çayeli’ne götürülerek Çayeli Bakır İşletmeleri Fabrikasında işlenecek.
Artvinliler bu yöntemle yapılacak işletmeyi de kabul etmemişlerdir. Bu yöntemle de kapalı işletme ve siyanürle ayrıştırma olmasa dahi patlatma, teleferik kurmak için doğaya verilecek zarar ile Çoruh kıyısından Çayeli’ne yapılacak taşımadaki trafiğe vereceği olumsuz etki, gürültü kirliliği ve diğer sebepler. Bu perdede de Artvinlilerin karşı duruşları ve sevgili Av. Bedrettin KALIN’ın olağanüstü Hukuk mücadelesi ile Artvinlilerin istekleri doğrultusunda başarı elde edilerek ikinci perde de böylece kapanmıştır.
3.Şimdi de sizlere günümüzde sahneye konulan üçüncü perdenin anlamını açıklamaya çalışacağım
Maden işletme ruhsatlarının uygulamaya konulmasındaki bazı zorluklar ile halktan gelen tepkileri en aza indirmek amacıyla olmalı ki Hükümet Haziran 2010’da Maden Kanunu’nda değişiklikler yaparak Kasım 2010’da da uygulamaya yönetmeliğini yürürlüğü koymuştur.
Hükümet yeni yasal düzenlemelerden güç alarak, her şeyi satma düşüncesine uygun olmak üzere Artvin’in dağlarının tümünü satılığa çıkardığını üzüntüyle izlemekteyiz.
Bu kapsamda Artvin’de uygulanmak istenen proje özeti şöyledir;
Cerattepe’de 2.500.000. m² alan ile Kafkasör – Genya Dağı arkadan kalburlu, Zeytinlik, Oruçlu Sarıbudak dahil 41.562.000 m² alanın satılığa çıkarıldığı bir senaryodur
-Sayın Karadeniz, sonuç olarak neler söylemek istersiniz?
Sevgili Yılmaz;
1995 Yılında başlanan bu mücadelenin üzerinden tam 17 Yıl geçti. Geldiğimiz nokta Artvinlilerle alay etme noktasıdır. Çünkü bugüne kadar Siyanür, kapalı işletmeye karşı olan Artvinlilerin karşısına 41.562.000 m² bir alanı (ki bu alanın tümü ağaçla kaplıdır) açık işletme yöntemi ile maden çıkarmak için ihale edilmektedir. Bu şu demektir; Genya Dağı, Kafkasör, arkadan Sarıbudak (Melo) Köyü’ne uzanan bu alanın talan edilmesi demektir. Bu durumun görüldüğü haritayı bilgi ve ilgilerinize sunuyoruz.
Yıllar önce Murgul Bakır İşletmeleri’nin Murgul’a verdiği zararın hatırlanması buradaki felaketin boyutlarını bize anlatır diye düşünüyoruz.
Günümüzdeki durumun 1989 – 2004 Yıllarına göre çok daha ciddi olduğunu, bu anlayışın Artvin’i yok etme projesi olacağının bilinmesini ve herkesin bu plana karşı koyması gerektiğine inanmaktayız.
(BİTTİ)
Yazar :Rasim Yılmaz Yayım Tarihi :22 Şubat 2012 ÇrşOkunma :384
Son Yorum Yapılan Köşe Yazıları



Sayfa Başı